sehadetinfo Hiç kimsenin yaklaşmaya cüret edemeyeceği, İslam ümmetinin derdini kendine dert edinmiş kimselerin, İslam ümmetinin gemilerini hareket ettirme vakti gelmiş ve geçmiştir. Zira yola çıkacak olan bu filolar, Mescidi Aksa'yı geri alma ayrıca Filistin de, Irak ta, Afganistan da, Çeçenistan da ve yeryüzünün her bir köşesinde zulme uğramış ezilen mazlumların maruz kalmış oldukları mevcut kuşatmayı delmek için harekete geçmelidirler. İşte böylelikle İslam ümmeti ve aynı zamanda insanlık, İslam nizamı altında gerçek hürriyetlerine kavuşacak ve rahat bir hayat yaşayacaklardı
aaaaaaaaaaTağuti sistemlerde bakanlık işlerinde ya da buna benzer görevlerde yer alanlar ve yine aynı şekilde tağutların destekleyicisi, koruyucusu konumundan olan –asker ve polis gibi- emniyet mensuplarından kimseler üzerinde küfür hükmü kendilerini küfre götüren amelleri terk etmelerinden sonra kalkar. Buna ek olarak onların tevbeleri, içinde bulundukları küfür halinden uzaklaştıklarını beyan etmeleri ve yaptıkları görevi terk ettiklerini açıklamaları suretiyle mümkündür. Nitekim Ebu Bekir Sıddık ve sahabiler mürtedlerin yardımcılarının tevbesi için işlemiş oldukları küfürden uzaklaştıklarını ikrar etmelerini ve kendi ölülerinin cehennemlik olduğuna dair şahitlik etmelerini şart koşmuşlardı. Bundan dolayı böylesi kimselerden herhangi birisi açık bir şekilde tağutlardan ve bizzat kendi içinde bulunduğu küfürlerden beri olduğunu ilan eder, tağutları tekfir ettiğini ızhar ederse onların Müslüman olduklarına şahitlik ederiz.
aaaaaaaaaa Riddet, küfürden daha şiddetlidir. Bundan dolayıdır ki, her ne halde olursa olsun mürted bir kimse Darul İslam da kalamaz; ya öldürülür veya tevbe eder. Asli kâfir ise Darul İslam'da; ya zimmî olarak veya anlaşmalı olarak ya da eman altında kalabilir. Bunun için Allah rasulu (s.a.v) Mekke yi fethettiği zaman bazı kimselerin kabenin örtüsüne dahi sarılmış olsalar öldürülmelerini emretmiştir ve kesinlikle affetmemiştir. İşte bu kimselerin çoğu Müslüman olduktan sonra İslam’dan irtidad eden kimselerdi.
sehadetinfo Şayet Allahü Teâlâ bizleri, akılarının kıt olması ve tasarruflarının kötü olması sebebiyle malı telef et-meleri ve boşa harcamalarından ötürü sefihlere vermemizi yasaklamışsa, beşeri kanunlarla hükmeden bir hükümetin iyice kuvvetlenmesi ve ayrıca silah alarak kardeşlerimizi öldürmeleri için yardımda bulunmanın hükmü nedir acaba? Şüphesiz ayette bahsi geçen yasak bu konuda hayli hayli delil teşkil eder. Düşmanlık ve günah için bir araya gelmiş olan bir hükümet, bir cemaat veya bir hareket için senin onlara malınla veya ca-nınla yardım etmen caiz değildir. Ayrıca sana nasihatimdir ki, bağışlarını Filistin de bulunan muvahhid mücahid kardeşlerine veya orada bulunan ihtiyaç sahibi insanlara ulaştırmandır.